<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9" ?>
<rss version="2.0">
<channel>
	<title>R!</title>
	<link><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&req=showblog&blogid=6]]></link>
	<description>R! Syndication</description>
	<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 08:14:51 +0200</pubDate>
	<webMaster><![CDATA[forum@harabe.net (Tartışma & Forum)]]></webMaster>
	<generator>IP.Blog</generator>
	<ttl>60</ttl>
	<item>
		<title>Dilerim Olsun</title>
		<link><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&blogid=6&showentry=36]]></link>
		<category></category>
		<description><![CDATA[Dilerim:<br />Başucunda teklemeyen bir saat, bilincinde keskin bir ışık ve ruhunda bir battaniye dursun. Yerde hep, seni istediğin yere götürecek bir çift terlik olsun. Karanlığın kısa sürsün, ılık olsun. Tünel olmuş olsun, aydınlığa çıksın. Güneş her gün doğudan gelip, gözüne girsin. Girsin ki, seni yeni bir şeye uyandırsın. Her gece, içinde güzel masallar dolansın. Sustuklarında gözlerin kapansın. Dudağına bir tebessüm yapışsın. Duvarda, başkalarına, sahip olduklarından daha fazlasını vermek için, bir plan asılsın. Her şey ona göre yürüsün. Lavabodan aksın gitsin kıskançlık, endişe, haset, kibir ve kin. O asitler ki, borulardan lağıma doğru yollandıklarında, bütün tıkanıklıklar açılır. Korkuların, tüllerini havalandıran rüzgar olsun. Korkmayan yok, korkuyla yelken açan az. Bırak, odana girsinler. Hiç aramadıklarını çaldıracağın, kalp kazanarak kapatacağın bir telefon dursun masada. Ve bir liste önünde. Kısalsın bitsin. Kendi üzerini çizmen yeterli. Sana hep ilk hoşgeldini ve en son hoşçakalı diyecek olan, ayaklarının altında duran o paspasın, en değerli varlığın olduğunu unutma. O paspas ki, çamurunu siler ve içeri buyur eder. En yakınındır o, hergün kıymetini bilerek bas ona. Odanı hep havalandır, kapısını hep açık tut ve perdeleri kapatma. Hava nasılsa kapanıcak arada. O zaman da tüneli hatırlarsın. Bu dönüşün kutlanmaya değer olsun. Zilini sürprizler çalsın. Bu dilekleri okuyan isterse, bunları bana da dilesin. Bu hanede tek kuralı bu olsun.]]></description>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 12:48:00 +0200</pubDate>
		<guid><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&blogid=6&showentry=36]]></guid>
	</item>
	<item>
		<title>Bu Hayal Meyal Masal Hep Okuduğum Mu?</title>
		<link><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&blogid=6&showentry=15]]></link>
		<category></category>
		<description><![CDATA[Bu hayat kimin gerçekten? Sanki bu hayatı, bütün bu işleri bir bitirsen rahat edip dinlenecekmiş gibi yaşamıyor musun sen de? Patlayana kadar tıkıştırıyorsun hayatı ağzına. Sonra bünye kusmaya başlayınca..<br /><br /> <br /><br />Bir hayat insanın kendi hayatı olsa bu kadar yorabilir mi sahibini hakikaten? Kimse kendi hayatını yaşamıyor muhtemelen. Bu, en iyi ihtimalle bizim kendimize yakıştırdığımız hayat. Yakışıklı duruyor üstümüzde muhakkak. Tahammül ettikçe yürüyor, tahammül bitince bitiyor kendiliğinden. İlaçlar, hayatı iyileştirmiyor, tahammülü yeniliyor; bal gibi biliyorsun.<br /><br /> <br /><br />Bir gün oturup senin kendi hayatının nasıl bir şey olması gerektiğini düşünmeye mecbur olacaksın.<br />İlaçların pelteleştirdiği ruhun bir gün muhakkak dirilmek isteyecek. Yaralarınla organlarını ayırmak, bu kez gerçekten istediğin gibi bir hayata başlamak zorunda kalacaksın. O zaman, kendi uzunluğunda olacak zaman. Et kendi ısısında. Sabah, sabah gibi olacak. Uyku, uykuya benzeyecek. Belki hiç ummadığın bir şeyi istediğin çıkacak ortaya, belki hiç ummadığın biri olacaksın sonunda. Ama o zaman içinde, şimdi içinde sıkışmış duran, çırpınan kuşlar uçacak. İyiyken iyi olacaksın, kötüyken kötü. Gülünce güleceksin net bir biçimde, ağlayınca Bitecek, bileceksin.]]></description>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 01:36:00 +0300</pubDate>
		<guid><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&blogid=6&showentry=15]]></guid>
	</item>
	<item>
		<title>Rüya İçinde Rüya....!</title>
		<link><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&blogid=6&showentry=14]]></link>
		<category></category>
		<description><![CDATA[Unuttuğum bir çürük gibiydin, arasıra kendini hatırlatan, inceden sızlatan, tüm gece uyutmayan.<br />Sanki seni çektirmeye kıyamıyordum, bana zarar verdiğini bile bile orda dur istiyordum; varlığını bileyim, sen bazı bazı hatırlat. Dişimin sızısı gibi oturdun içime.<br />Uzun zamandır yoktun.<br />Sonra birden bir gün çıkageldin, sahi neden geldin? <br />Senden kurtulmak için bir muayene odası hayal etmemiştim hiç. <br />Karşımda bir doktor bana seni soruyor, bense sadece; çok acı veriyor lütfen bir an önce kurtarın beni diyorum. <br />Sonra nefes nefese zıplıyorum yataktan; elim yüzüme gidiyor, bütün canım orda toplanmış gibi; dişim sızlıyor, sen sızlıyorsun. Şimdi kapasam gözümü yine sana uyurum biliyorum ve evet bazı sabahlar gözümü yalnız sana açıyorum.]]></description>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 01:27:00 +0300</pubDate>
		<guid><![CDATA[http://www.harabe.net/index.php?autocom=blog&blogid=6&showentry=14]]></guid>
	</item>
</channel>
</rss>